|
|
|
#1 |
|
Kıdemli Üye
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 554
![]() |
Usta oyuncumuzlan ilgili yorumları ve bildiklerimizi burada paylaşalım..
__________________
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kıdemli Üye
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 554
![]() |
Halil Ergün (d. 8 Eylül, 1946) Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
1946 yılında, Bursa'nın İznik ilçesine bağlı Müşküle Köyü'nde doğdu. İlk ve ortaokulu İznik'te okudu. Pertevniyal Lisesi'nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okudu. Halk Oyuncuları'nda Teneke adlı oyunla profesyonel oldu. Vasıf Öngören, Mustafa Alabora ve Erdoğan Akduman ile Ankara Birlik Sahnesi'ni kurdu. 1974 yılında Yılmaz Güney'in senaryosu olan İzin filmiyle sinemaya başladı. 2006 yılında bu yana Kanal D'de yayınlanan Yaprak Dökümü adlı dizide Ali Rıza Tekin karakterini canlandırmaktadır. Filmografisi Ben Fazla Kalmayacağım (2007) - Konuk oyuncu Mülteci (2007) Yaprak Dökümü (2006) - Ali Rıza Tekin Kameranın Ardındaki Kadın: Bilge Olgaç (2005) - Kendisi Yolda / Rüzgar Geri Getirirse (2005) - Yılmaz Güney Kalbin Zamanı (2004) - Cemil Büyük Yalan (2004) - Ethem Vardarlı Pembe Patikler (2002) - Cihangir Abdülhamit Düşerken (2002) - Talat Bey Şöhret Sandalı (2001) Gökten Düşen Hazine (2000) Yara (1998) - Amca Hamam (1997) - Osman Baba Evi (1997) - Mahmut Hollywood Kaçakları (1996) - Tuna Ali / Sakın Arkana Bakma (1996) Hoşçakal İstanbul (1996) - Numan Bey Mum Kokulu Kadınlar (1996) - İhsan Özlem, Düne...Bugüne...Yarına (1995) Böcek (1995) - Recai Bey Bir Yanımız Bahar Bahçe (1994) Yolcu (1994) - İstasyon Şefi Mavi Sürgün (1993) Yorgun Savaşçı (1993) Balkan Balkan (1993) Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri (1992) Kurşun Adres Sormaz (1992) Seni Seviyorum Rosa (1992) Mem-ü Zin (1991) Zombıe Ja Kummitusjuna (1991) Yıldızlar Gece Büyür (1991) Uzlaşma (1991) Suyun Öte Yanı (1991) Düğün (1990) Gün Ortasında Karanlık (1990) Boynu Bükük Küheylan (1990) Kiraz Çiçek Açıyor (1990) Film Bitti (1989) Çaylar Şirketten (1989) Sahibini Arayan Madalya (1989) - Aslan Bey Hüzün Çemberi (1988) Kızın Adı Fatma (1988) Yaşarken Ölmek (1988) Kadın Dul Kalınca (1988) - Melih 72. Koğuş (1987) Bir Günah Gibi (1987) Zincir (1987) - Zülfo Deniz Kızı (1987) - Halil Katırcılar (1987) - Abdurrahman Bütün Kuşlar Vefasız (1987) Sis (1987) - İbrahim Unutamadığım (1987) Yasemin (1987) - Yakup Bekçi (1986) Güneşe Köprü (1986) Nisan Bitti (1986) Kırlangıç Fırtınası (1985) - Kemal Gülüşan (1985) - Mestan Bugünün Saraylısı (1985) Güneş Doğarken (1984) Kaşık Düşmanı (1984) Şalvar Davası (1983) Küçük Ağa (1983) - Çerkes Ethem Kırık Bir Aşk Hikayesi (1981) - Yavuz Yol (1981) - Mehmet Salih Annem Annem (1980) Yolcular (1979) Kuma (1979) - Koca Maden (1978) Merhaba (1976) Yarış (1975) İzin (1975) - İbrahim Senaryo yazarı Kırlangıç Fırtınası (1985) Merhaba (1976) Ödülleri 1990 Ankara Uluslararası Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Film Bitti 1995 Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Böcek 1995 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Böcek 1996 Sinema Yazarları Derneği Türk Sineması Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Böcek 1997 Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği En İyi Oyuncu Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Mum Kokulu Kadınlar 1997 Orhon Murat Arıburnu Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Mum Kokulu Kadınlar 2007 Antalya Altın Portakal Film Festivali, Yaşam Boyu Onur Ödülü
__________________
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kıdemli Üye
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 554
![]() |
![]()
__________________
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kıdemli Üye
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 554
![]() |
Deniz’i bazen kıskanıyorum
Yaprak Dökümü’nün en iyi ve en kötü karakterleri onlar... Dizi tatile girince bu kez de gece gezmelerinin ayrılmaz ekürisi oldular... Hâl böyle olunca aşk dedikoduları da kaçınılmaz oldu. Halil Ergün ve Deniz Çakır birbirlerini anlattı. Birbirinize bu kadar yakın olmanızdaki en önemli etken ne? H.E: Deniz benim yıllardır beklediğim çok önemli bir meslek erbabı. Çok yetenekli, gerçek bir oyuncuyla karşı karşıya kaldığım zaman heyecanlanıyorum. Dünyada da öyle. Bir filme gidiyorum. İyi bir aktör, iyi bir aktrist gördüğüm zaman ona aşık oluyorum. Deniz de benim için öyle bir oyuncu. Bir de Deniz’e çok güveniyorum. Yalansız olmayı benim gibi beceriyor. Bir sıkıntısı olduğunda uykum kaçıyor. D.Ç: Ben İstanbul’da yalnızım. Arkadaşlarım var ama ailem gibi koşulsuz güvenebileceğim insanlar Ankara’da. Burada birisi bana gerçekten dostluk yapıyor yani benimle her türlü maceraya var. Aynı zamanda yaptığım yanlışlarda beni durdurabiliyor. Halil benim için tam anlamıyla bir baba ve tam anlamıyla en deli arkadaşım. “Benimle her türlü maceraya var”ı biraz açar mısınız? D.Ç: Çok alakasız birinin konseri vardır. Belki ikimizin de hiç dinlemeyeceği bir isimdir. Yine de gideriz. Ya da hiç gitmeyeceğimiz bilmem ne bara da gidebiliriz. “Hadi gel bugün dibine kadar yiyelim” deyip yiyebiliriz de. H.E: O anlıktır. Deniz bana kolay kolay yapmayacağım ya da dinlemeyeceğim müziği de dinletebilir. Göz çapkınlığı yapıyoruz Birlikte nasıl vakit geçiriyorsunuz? H.E: Ortak hazlarımız çok fazla. Müzik ve şiir mesela. D.Ç: Ben bir şiirden bir müzikten çok fazla etkilenebiliyorum. “Bunu kime dinletirsem benimle aynı hazı alır” dediğimde aklıma yaşıtlarım ve arkadaşlarım gelmiyor. Halil abinin de o şarkıyı dinlediğinde dokusuna bir şeyler oluyor. Parmak ucundan kafasına kadar onda da bir elektriklenme oluyor. Bu yüzden “Beni anlayan, kendini anlatmak için çaba göstermediğin biri var” diyorsun. Gece gezmelerinde çapkınlık yapar mısınız? D.Ç: Çapkınlık yapmak değil de hayatın akışında ne oluyorsa yaşıyoruz. Çok güzel kadın ya da çok yakışıklı bir adam geçiyorsa onun eleştirisini birlikte yapıyoruz. H.E: Ben bazen kayınpederlik yapıyorum. Deniz örselenmesin isterim. Göz çapkınlığınız var mıdır? H.E: Ooo... D.Ç: Benim için mi “Ooo” diyorsun... H.E: Kendim için söylüyorum. Ama çaktırmadan birlikte de bakarız. D.Ç: Güzel olan her şeye bakarım. Kadın erkek diye ayırmam. Birlikte eğlenirken yanınıza erkekler ya da kadınlar gelmiyor mu? H.E: Hayatım boyunca bunu yaşadım. D.Ç: Benim yanıma öyle kolay gelemezler. Gelip bana öyle bir yakınlaşma gösteremezler. “Deniz’i benimle tanıştır” diyenler oluyor mu? H.E: Evet bunu yaşadım. Direkt böyle söylemiyor ama söylemek istediği o. Zaaflarınız neler? Hangi konularda kolay kandırılırsınız? H.E: Deniz bir şey yaşar ve o yaşadığı şeye çok fazla inanır. Sonra durumun öyle olmadığını anladığında kalakalır. D.Ç: Çünkü herkesi sahici sanırım. H:E: Ben bile binlerce yaşamışlığım olmasına rağmen hâlâ çocuk gibi şaşırabiliyorum. Aldatılabiliyorum. D.Ç: Önemli olan en az yara alarak çıkmak. Tabii ben daha toy olduğum için daha fazla yara alıyorum. Seks olmadan da aşk yaşanabilir Aşkta çok yaralar aldınız mı? H.E: Aşkın kendisi yara değil mi zaten... Aşk bal gibi hastalık. Aşk insanın kendi yarası beresi. Bir tane kadın yazar diyor ki “Sekssiz aşk olur mu?” Olur, niye olmasın... Nasıl aşksız seks oluyorsa sekssiz aşk da olur. Aşk insanın yücelmesidir. Her türlü kimyasının kabarmasıdır. Onu kabartan mutlaka bir obje vardır. Hiç sekssiz aşk yaşadınız mı? H.E: Sekssiz aşk olmaz olur mu? Lise döneminde vardı. (gülüyor) D.Ç: Erişemediğine duyduğun aşklar da vardır. Karşındaki kişiyle bir şeyler yaşamışlığın yoktur ama tarif edemediğin, ayaklarını yerden kesen ve kendini tanıyamama durumun vardır. Bunun adı da aşk değil midir? Şimdi aşklarda seks çok ön planda tutuluyor. Niye? H.E: Bu durum hep vardı. Seks de iyi bir şey sonuçta. Ama şunu da söyleyeyim, aseksüllik de bir seçimdir. Eskiden daha kolay teslim oluyordum. Şimdi dudaklarımı kolay kolay teslim edemem. Dudaklarımın kıymetini çok sonra fark ettim. O hızlı seks yaptığın dönemde ne dudaklarının kıymetini biliyorsun ne kollarının. D.Ç: Seks bir ilişkinin belirleyicisi de olabilir ama bir aşkın olamaz. Ben aşka daha yakınım. Ben aşkla ilişkiyi aynı kefeye koymuyorum. Kendimi ilişkiye değil aşka yakın hissediyorum. Hem ruhum hem bedenim doymalı Okan Bayülgen yaptığımız röportajda “İyi sevişen anaç bir kadın arıyorum” dedi. Erkekler gerçekten böyle bir kadın mı arıyor? H.E: Okan çok şairane bir şey söylemiş. Bunu aşk gibi söylemiş. Anaç kelimesi aşkın ta kendisidir. Okan bu sözle hem bedeninin hem ruhunun doyduğu beraberlikten bahsediyor. D.Ç: Bu hepimizin istediği bir şey değil midir, hem ruhumuzun hem de bedenimizin doyması... Aşık olduğunuz zaman nasıl olursunuz? H.E: Ben aşık olduğum zaman dokunamam. Benim için aşk koklamaktır. D.Ç: Aşkımı gözümün önüne getiriyorum bana göre aşk özlemektir diyorum. Başka bir duyguma da aşk demişim ama oradaki tarifi özlemek değil. Benim kendimi en tanıyamadığım zamandır aşk. H.E: Ben sevdiğim zaman kıskancımdır. Deniz’i de çok sevdiğim için başkalarından kıskanırım. Ona karşı da kıskançlığım vardır. D.Ç: Hiçbir şey yokken beni arar “Nerdesin, kimlesin?” der. H.E: Telefondaki sesinden her şeyi anlarım. Bu da aşk değil mi? Maço erkekler ilgimi çekmez Kolay aşık olur musunuz? D.Ç: Hayır. O insanla ortak zevklerimin, ortak yaşam heyecanlarımın olması gerekir. Birine heyecan duyarsınız ama üç gün sonra biter. Onun adı da aşk olmaz. Bir de artık aşkın standardı değişti. Birine aşık olmuşsan ve o hissettiğin duygu bitmemişse aşık olamıyorsun. Hiçbir şey yaşayamıyorsun. Bir süre kendinle başbaşa kalmayı tercih ediyorsun. Bir erkek seni etkilemek için ne yapmalı? D.Ç: İşinde çok başarılı olmalı. Yaşam mücadelesi, yaşam heyecanı olması gerekiyor. Bir de beni hayatının merkezine almamalı. Özgürlüğüne düşkünsün. Maço erkek benden uzak dursun der misin? D.Ç: Bir gün maço bir erkeğe de aşık olabilirim. Şu an öyle bir erkek ilgimi hiç çekmez, şimdi hiç işim olmaz ama gün gelir bir şey çeker beni olabilir. Bununla ilgili büyük cümleler kurmayı sevmiyorum. Ama şu andaki Deniz’i böyle bir erkek etkilemez. Maço deyince işin içine biraz kaba bir tavır geliyor. Üslup olarak kabalıktan hoşlanmıyorum. İstediğin erkeği elde edebilir misin? D.Ç: O insanı gerçekten istiyorsam, evren bana o insanı sunar. Hayatta çok istediğim bir şeyin olmadığı olmadı. Aldatıldınız mı? D.Ç: Bilmiyorum ama hiçbir ilişkim aldatılacak noktaya gelmedi. H.E: Ben iki kere aldatıldım. Bunu sonra anladım. Şöyle bir örnekle anlatayım: Birlikte olduğunuz kişiyle ilişkiniz alışkanlığa dönüşmüştür. Sonra dışarıdan biri gelir. Dışarıdan gelen hep ilgi çeker ya. Birden hayatındaki onunla olmaya başlar. Sonra omzuna yaslanıp acısını anlatıp geri dönmek ister. Bunu ben çok yaşadım. GÜLŞEN YÜKSEL / VATAN
__________________
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|